go on - Türkçe İngilizce Sözlük

go on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"go on" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 37 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
go on f. devam etmek
This cannot go on, for this money is needed elsewhere.
Bu böyle devam edemez çünkü bu paraya başka yerlerde ihtiyaç var.

More Sentences
Genel
go on f. sürmek
It is clear that a battle royal is going on within one of our larger Member States.
Büyük Üye Devletlerimizden birinin içinde bir kraliyet savaşının sürdüğü açıktır.

More Sentences
go on f. davranmaya devam etmek (belirli bir şekilde)
In this world, it's difficult to go on behaving like a human being.
Bu dünyada insan gibi davranmaya devam etmek zordur.

More Sentences
go on f. ilerlemek
Well, this is as far as we go on these.
Bu konuda ancak bu kadar ilerleyebildik.

More Sentences
go on f. konuşmaya devam etmek
The speaker paused and then went on talking again.
Konuşmacı durakladı ve sonra tekrar konuşmaya devam etti.

More Sentences
go on f. devam etmek
This cannot go on, for this money is needed elsewhere.
Bu böyle devam edemez çünkü bu paraya başka yerlerde ihtiyaç var.

More Sentences
go on f. yanmak
Push the green button and the light will go on.
Yeşil butona bas ve ışık yanacaktır.

More Sentences
go on f. gitmek
The new process will also ensure that the process does not go on and on.
Yeni süreç, sürecin uzayıp gitmemesini de sağlayacaktır.

More Sentences
go on f. olmak
The Italian word for what is essentially going on in Chechnya is not "but".
Çeçenistan'da esasen olup bitenler için kullanılan İtalyanca kelime "ama" değildir.

More Sentences
go on f. sürdürmek
You have to go on living.
Yaşamayı sürdürmelisin.

More Sentences
Öbek Fiiller
go on f. sahneye çıkmak
Pinkie Pie is getting ready to go on stage.
Pinkie Pie sahneye çıkmaya hazırlanıyor.

More Sentences
Genel
go on f. zaman geçmek
go on f. güvenmek
go on f. çalışmaya başlamak
go on f. harcanmak
go on f. süregitmek
go on f. dayanmak
go on f. yerine geçmek
go on f. olagelmek
go on f. gitmek (para)
go on f. bel bağlamak
go on f. geçmek (zaman)
go on f. yanmaya başlamak (ışıklar/kalorifer)
go on f. ileri gitmek
go on f. çalışmaya başlamak (aygıt)
go on f. yer almak
go on f. dayanmak (bir işi sürdürebilmek için bir söze/kanıta)
go on ünl. haydaa
go on ünl. ya yürü git
go on ünl. yok ya
go on ünl. hadi ya
Öbek Fiiller
go on f. hareket etmek
go on f. davranmak
go on f. giyilebilir olmak
go on f. bağırıp çağırmak
go on f. kıyameti koparmak
go on f. krikette topu yuvarlamaya başlamak

"go on" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
go on a walk f. yürüyüşe çıkmak
Genel
go bad cop on someone i. kötü polis oyunu oynayarak bilgi alma taktiği
go on shanks's pony f. tabanvayla gitmek
go on foot f. tabanvayla gitmek
go easy on f. kıyak geçmek
go on a diet f. rejim yapmak
go on an outing f. gezintiye çıkmak
go back on f. caymak
go on tour f. turneye çıkmak
go on the booze f. alem yapmak
go back on someone f. birine ihanet etmek
go in with someone on f. bir şeyde biriyle ortak olmak
be on the go f. birtakım işlerle meşgul olmak
go halves on f. yarı yarıya paylaşmak
go on the lam f. sıvışmak
go on sale f. ucuzlamak
go on a jaunt f. gezinti yapmak
go on incessantly f. ardı arkası kesilmemek
go on a hunger strike f. açlık grevine başlamak
go on the booze f. içki içmek
go on the stage f. oyuncu olmak
go on foot f. yaya gitmek
go on about f. bıktıracak kadar konuşmak
go on a walk f. yürüyüş yapmak
go on a trip f. geziye çıkmak
go on the rampage f. kıyameti koparmak
increasingly go on f. artarak devam etmek
go on a jaunt f. gezmeye gitmek
go on a bat f. kafayı çekmek
go on foot f. yayan gitmek
go on the loose f. çapkınlık yapmak
go back on f. dönmek
go on a pilgrimage to mecca f. hacca gitmek
go down on one's knees to somebody f. ayaklarına kapanmak
go on to the finals f. finale kalmak
go on strike f. greve gitmek
go back on f. inkar etmek
go on a course f. staj görmek
be too tired to go on f. şişmek
go on foot f. yürüyerek gitmek
go on a diet f. perhize başlamak
go on at f. azarlamak
go on to claim f. söylecek denli ileri gitmek
go on a training course f. staj görmek
go on trial f. hakim karşısına çıkmak
go back on f. terk etmek
go on at f. başının etini yemek
go on the stage f. tiyatrocu olmak
go on a holiday f. tatile çıkmak
go on a jaunt f. dolaşmak
go on strike f. grev yapmak
go on the stage f. tiyatro oyuncusu olmak
go on the dole f. işsizlik yardımı almak
go on a visit to f. misafirliğe gitmek
go on the rampage f. kasıp kavurmak
go on the stump f. seçim propagandası yapmak
go on trial f. mahkemelik olmak
go on shank's pony f. yürüyerek gitmek
go on about f. fazlasıyla konuşmak (hakkında)
go back on one's promise f. sözünden dönmek
go on a spree f. alem yapmak
go on a spree f. felekten bir gün çalmak
go to school on foot f. okula yürüyerek gitmek
go on attack f. atağa kalkmak
go on a honeymoon f. balayına çıkmak
go on the road f. tiyatro topluluğu turneye çıkmak
go back on one's word f. sözünden dönmek
go down on one's knees to f. ayaklarına kapanmak
go down on one's knees to f. diz çökmek
go on for f. yaklaşmak
go on shank's mare f. tabanvayla gitmek
go on the black market f. karaborsaya düşmek
go on a holiday f. tatile gitmek
go on holiday f. tatile çıkmak
go on an excursion f. gezintiye çıkmak
go on an outing f. gezmeye çıkmak
go on a trip f. gezintiye çıkmak
go on an excursion f. tura çıkmak
go on a journey f. yolculuğa çıkmak
go on a guided tour f. rehber eşliğinde geziye çıkmak
go back on the agreement f. anlaşmayı ihlal etmek
go back on the agreement f. anlaşmaya sadık kalmamak
go back on the contract f. sözleşmeyi ihlal etmek
go back on the contract f. sözleşmeye sadık kalmamak
go out on a limb f. birisi için riske girmek
go on a diet f. rejime başlamak
go back on the agreement f. anlaşma bozmak
go out on the balcony f. balkona çıkmak
go on board the ship f. gemiye çıkmak
go on a diet f. diete girmek
go on board the ship f. gemiye binmek
go on a diet f. diyete başlamak
go on the internet f. internete girmek
go on strike f. grev kararı almak
go on a tour f. geziye gitmek
go on a trip f. geziye gitmek
go back on the agreement f. anlaşmaya uymamak
go on the razzle-dazzle f. alem yapmak
go on with f. -e devam etmek
go on a cruise f. vapurla geziye çıkmak
go on to the next stage f. kademe atlamak
go on to the next level f. kademe atlamak
go on pilgrimage f. hacı olmak
go on pilgrimage f. hacca gitmek
go on pilgrimage f. hac ziyareti gerçekleştirmek
go on television f. televizyona çıkmak
go on an election tour f. seçim turuna çıkmak
go on an election tour f. seçim gezisine çıkmak
go on a diet f. rejime girmek
go on a diet f. perhize girmek
go on a date f. birisiyle çıkmak
go on a hike f. (arazide vb) yürüyüşe çıkmak
go on a date f. biriyle çıkmak
go to someone's house on the pretense of buying their car f. arabasına müşteriymişim gibi evine gitmek
go on with his/her life f. yaşamını sürdürmek
go on the left side of something f. bir şeyin solundan gitmek
go on a media blitz f. yoğun bir tanıtım kampanyası başlatmak
go on to claim that f. ...diyecek/iddia edecek kadar ileriye gitmek
can't go on f. devam edememek
not able to go on f. devam edememek
go out on patrol f. devriyeye çıkmak
go away on its own f. (acı/ağrı) kendiliğinden geçmek
go away on its own f. (acı/ağrı) kendi kendine geçmek
go on full alert f. tam alarma geçmek
go on the roller coaster f. (lunapark) hız trenine/eğlence trenine binmek
went on (go on) f. devam etmek
go a little heavy on the eye makeup f. göz makyajını biraz abartmak
go on leave f. izne ayrılmak
go on leave f. izne çıkmak
go to school on time f. okula zamanında gitmek
go on a school trip f. okul gezisine çıkmak
go on an adventure f. maceraya atılmak
go on a picnic f. pikniğe gitmek
go on lunch break f. öğle arasına girmek
go on lunch break f. öğle tatiline girmek
go on a sightseeing tour f. şehir turuna çıkmak
go away on holiday f. tatile çıkmak
go away on holiday f. tatile gitmek
go to bed on time f. zamanında uyumak
go on a nature walk f. doğaya yürüyüşe çıkmak
go on a nature walk f. doğa yürüyüşüne çıkmak
go on a diet f. diyete girmek
go on a diet f. diyete girmek
go one on one f. teke tek mücadele etmek
on the go s. faal
on the go s. gittikçe kötüleşmekte
on-the-go s. hareket halinde
on-the-go s. çok meşgul
on the go zf. iş başında
on the go zf. harekette